Türkiyede her gün yaşanan tartışmalardan biride “Acaba muhafazakarlaşıyor muyuz?” sorusudur.

Bu soruyu aklımın yettiği günden beri duyarım. Anti-muhafazakar kesimler hergün farklı bir örnek vererek bu soruyu sorarlardı. Bu sorunun günceli ”Tehlikenin Farkındamıyız?” sorusudur. O günlerde açıkça bunu söyleyemeyenler “Türkiye muhafazakarlaşıyor mu?” sorusunu sorarlardı. “Önlem alın,laiklik elden gidiyor”anlamına gelen kibar bir ikazdı.Tabii, bu ikazlara kulak asan olmadı.

Öyleyse buyurun cenaze namazına;

Kurbanlı, tekbirli 1 Mayıs! (haberi linkte)

İmam dualar okudu, işçiler memurlar kol kola halay çekti!
VAN’da 1 Mayıs, tekbir ve kurban kesilerek kutlandı. Van Gölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (VEDAŞ) önünde toplanan işçiler, kurban kesip, dualar okuyup, davul zurna eşliğinde halay çekerek 1 Mayıs’ı kutladı.Halay çekip verilen ikramlardan yiyen işçiler ve memurlar, daha sonra kurban kesimine geçti. İşçilerle birlikte tekbirler getirip dualar okuyan imam, elektrik işlerinde çalışan işçilere göre dua etti. Dualarda “Allah’ım yüksek gerilim altında çalışan işçileri koru. İşçi kardeşlerimize yardımcı ol” diye dualarını sürdürdü. Ardından tekbir getiren işçiler, birbirlerinin alnına kan sürdü.

İşte “muhafazakarlaşıyor muyuz?” sorusunun cevabı.  
Türkiyede muhafazakarlaşma öyle boyutlara vardı ki 1 Mayıs tekbirlerle, tehlillerle  kutlanıyor.  Hocalar dualar ediyor, sloganlar “Tekbiiir”,”Allahü ekber”şeklinde oluyor.  İlahi  sesleriyle meydanlar inliyor.  Ve Dünya İşçi Bayramı Vanda böyle kutlanıyor. Vay be nereden nereye …

Birde Marksın ruhuna mevlit okutsaydınız birader de tam olsaydı. Rahmetlinin kemikleri sızlıyor. Engelse,Maoya çekişiyordur orada.”Ben size böyle mi öğrettim sizi gidi mirasyediler” diye. Azarın bini bir paradır herhalde.

Vakıa,olaya bizim açımızdan bakarsak, benim  en çok eksikliğini hissettiğim konu buydu. Solcu-marksist kardeşlerimiz bu sendika, miting olaylarını çok iyi başarıyorlar. “Biz bu konuda onların ellerine su dökemeyiz” diye bizim sendika temsilcilerine söyler dururdum. Herkesin tecrübesinden yararlanmak lazım.Kur’anda Cenabı Hak “işi ehline veriniz” buyurmuyor mu? Onları da bu konuda istihdam etmek lazım.
İş yapmayan pörsür arkadaşlar. Şimdi namaza niyaza başlayan eski tüfek abilerimiz ne yapacaklar.Bir aşır oku,yok.. Bir ilahi söyle, yok.. En iyisi onlara da bu görevi vermek..
Bu bir devrimdir arkadaşlar.Yakında açılacağını umduğum Karl Marks Camiinin minberinden hocalarımızın bize şu hutbeyi okuyacakları günler yakındır.

Cumanız mübarek olsun..

Bu arada 1 Mayısı Resmi tatil ilan etmeyen hükümeti kınıyorum..

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : yaşanmış irtica geyikleri
Etiket :

Bir arkadaştan dinlemiştim.
Tunceliye atanan Din Bilgisi öğretmeni ilk girdiği derste öğrencilere hitaben der ki;
“Sevgili öğrenciler, aranızdaki sünni kardeşlerimden özür dilerim; ben onlara pek faydalı olamayacağım. ÇünKü ben bir Aleviyim. O yüzden de dersimi anlatırken Alevi inancına ve onun önderlerine göre anlatacağım.
İlk defa böyle bir şey duyan öğrenciler sevinirler ve daha önce hiç bir Din bilgisi öğretmenine göstermedikleri ilgiyi gösterirler.Daha önce dersleri sabote edenler,öğretmeni çileden çıkarıp dersleri engelleyenler yada önyargılı sorularla öğetmenleri terleten öğrenciler bu yeni öğretmene kalblerini ve gönüllerini açarlar.artı Din Bilgisi dersi onların en sevdikleri derstir.
Öğretmen derse başlarken mutlaka şöyle başlar;
Sevgili öğrenciler,Hazreti Ali Efendimiz der ki; “İmanın şartı altıdır.”
Ve başlar iman esaslarını anlatmaya.Daha önceki öğretmenlere 40 değişik soru soran çocuklar dersi güzelce dinlerler ve iman esaslarını nedenini niçinini öğrenirler.
Sevgili öğrenciler,Hazreti Ali Efendimiz buyurur ki; “İslamın şartı 5′tir.”
Öğretmen öğretmenliğinin en güzel günlerini burada geçirir. Öğrencilerde en güzel din dersini burada öğrenirler.
Biraz ilm-i siyasetle öğretmen dersini anlatır.
Bu olay nereden aklıma geldi.
Baykalın hazırlattığı meşhur “Din de bizim, devlette bizim, millette bizim” ve “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol ” afişleri bana bunu hatırlattı.
Büyük bir kitle var aslında yüzde yirmiye tekabül eden.
Bu insanlar dini söylemlere karşı önyargılılar.
Onlara da dinimiz anlatmak boynumuzun borcu.
İşte diyorum ki Baykalın bu açılımı büyük bir fırsat.
CHP bugünden tezi yok artık bu faaliyete girişmeli ve dinle bu kitleyi barıştırmalı.
CHP kurmaylarının ülkeye yapacağı en büyük iyilik bu olacaktır.
Hazır zamanda, zeminde müsaitken CHP yada İş Bankası yayınlarından bu minvalde eserler çıkmalıdır.
Ezcümle:
1-Çocuklar için Resimli Namaz Hocası.
Baykal abdest alırken,namz kılarken resmeden Namaz hocaları CHPli vatandaşlarımızın evlerinde bulunmalıdır.
Zira bu kitle başka yayınlardan çıkan namaz hocalarından işkillenmekte ve “eyvah irtica” kabusu görmektedir.Eğer namaz hocasını CHP bastırır ve resimlerde namaz kılan kişi de Baykal olursa rahatlıkla çocuklarına namazı öğreteceklerdir.

2-Gençler için güsul abdesti vesayre gibi zaruri bilgiler ihtiva eden Gençlik ilmihali mutlaka bastırılmalıdır.
Çünkü bu gençlerimizde malum korkulardan dinden uzak durduklarından gusül, oruç,teyemmüm kelimei şehadet gibi temel bilgilerden yoksun bulunmaktadırlar.
Ne orucu bozar ne zaman gusül alınmalıdır bunlar mutlaka kitapta olmalıdır.
Cenaze namazı nasıl kılınır?,Kaç rekattır sorusunu rahatlıkla cevaplayabilmelidirler.
Taziyeye gidince ne denir, ne denmez? bunlar mühim şeylerdir.
Bu gençlerimiz bunları bilmediklerinden bir müslümanın taziyesinde “toprağı bol olsun” gibi gaflar yapmaktadırlar.
Yalnız mutlaka kitabın başında Baykalın resmi bulunmalı,Mehmet Sevigenle beraber kıldıkları namazlar resimlere yer verilmelidir.
3-Hanımlar rehberi;oje abdesti bozar mı,başörtüsü olmadan namaz olur mu?Bunlar CHPli hanımların merak ettiği konulardır.Bu kitleyi rakip takıma kaptırmamak için mutlaka bu eksik giderilmelidir.
4-Hac rehberi:Sosyete elden gidiyor değerli yetkililer.Hac turlarına CHP el atmalı artık umre ve hac ziyaretleri partinin gençlik,kadın ve ihtiyarlar heyeti tarafından tertip edilmelidir.
Bu yüzdende CHP antentli Hac rehberi mutlaka lazımdır.
Baykal hocanın tavaflardaki ihramlı,başı matruş resimleri mutlaka bulunmalıdır
Benden söylemesi

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : yaşanmış irtica geyikleri
Etiket :

İkna odaları

by admin

İstanbul Üniversitesi’nin kadın öğretim üyelerinden Prof. Dr. B.E., başörtülü öğrenciler için kurulan ikna odalarında edindiği alışkanlığı kiracısına da uygulamaya kalkışınca davalık oldu. Basından 

Üniversitelerimizin yıllardır bir şey icat etmediğini söyleyenlere gülüyorum. Zira dünya dünya tarihine altın harflerle yazılacak olan “ikna odaları” icadı, bir yarışma yapılsa Hitlerin “gaz odaları” isimli çalışmasından sonra kesinlikle ikinci geleceğine inanıyorum.

İyi hoş, icat ediyoruzda, bu icadın ülkemizle sınırlı kalmasına gönlüm elvermiyor. Ülkemiz öyle doğal kaynakları çok olan bir ülke değil. Öyle aman aman sanayimiz falanda yok. Teknoloji derseniz  sıralamalarda nal topluyoruz. Varsa yoksa bir tekstil ile dünya klasmanında kendimize yer edinmeye, ülkemize döviz kazandırmaya çalışıyoruz.

Ülkemizin bu iç borç-dış borç sarmalından kurtulması için mutlaka bir şeyler yapması lazım.  Ama öyle değerlerimiz varki onlardan haberimiz yok. Geçenlerde yazmıştım “darbeci ihracatı” ile ekonomimize çok büyük katkılarda bulunabiliriz diye. Herkes kendinde olan malı satarak kendine dünyada yer ediniyor.  Biz niçin bunlardan utanalım.  Bugün bu haberi okuyunca bu müthiş icadımızın da dünyadaki totaliter rejimler tarafından sevinçle karşılanacağına kanaat getirdim. 

Öyle vurmayla kırmayla işler olacak gibi görünmüyor. Örneğin İsrail, Filistinlilere karşı bu ikna odalarını kullanarak onları Araplık ve Müslümanlıktan vaz geçirirse dünyadaki en önemli sorun ortadan kalkmış olur. Amerikanın Irak ve Afganistan sorununu yine bu yöntemle kolaylıkla çözeceğini düşünüyorum. Hatta ikna odalarında zencilere, onların aslında beyaz oldukları kabul ettirilebilir. Çin Tibette , Rusya Çeçenistanda, Sırbistan Kosovada silaha başvurmadan ikna yöntemiyle sorunlarını çözebilirler. 

Vel hasıl her derde derman bu icadın dünya sathına yayılması dünyamız açısından bir zaruret olarak görünüyor.

Yalnız buradaki profesör hanımefendi bu işi abartmış ve ikna metodunu kiracısına kullanmak istemiş. Kibarca “eğer sıkmabaşını çıkarmazsan evimden sizi atarım” demiş. Üniversiteli öğrenci değil ki karşısındaki boynunu büküp;”Başka yol görünmüyor, ya okuldan atılacağım ya da başımı açacağım. Madem öyle bende ikna oldum başımı açıyorum”  desin. 

Resimde görülen kişiler kiracılarıymış. “Başka gidecek ev mi yok, bunak kadın” diyerek bu ilim abidesi hanıma karşı nankörce bir tavra girerek dava açmışlar.

Demek ki ikna odalarınında kullanma kılavuzu hazırlanarak hocalara dağıtılması gerekiyor. Yoksa alışmış-kudurmuş atasözünü hatıra getirecek olaylar yaşanıyor.

Kıssadan hisse:
Çağdaş İnsanlara; Resimde başörtülü hanımın kocası çok çağdaş bir görüntü veriyor. Muhtemelen çağdaş profesör, adamın takiyye yaptığını farketmediğinden evini kiraya vermiş. Hanımını başörtülü görünce de çıldırarak -aldatılmışlık duygusundan olsa gerek- ikna metoduna başvurmuş. Bir daha ki sefere daha dikkatli olmak lazımdır.Evi kiraya verirken etraflı bir araştırma yapmak, güvenilen insanlardan referans istemek, hatta daha garantisi kira sözleşmesine ek olarak bir çağdaşlık sözleşmesi ilave edilmelidir.

Başörtülü hanımlar; kocalarınıza sahip çıkın! 
Sakal, olmazsa mutlaka bıyık bırakmalarını sağlayarak bu gibi olayların yaşanmasını engelleyin.

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Güncel, Medya, Toplum, yaşanmış irtica geyikleri
Etiket :

İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth 37 yıl aradan sonra eşi Prens Philip ile birlikte önümüzdeki hafta yeniden Türkiye’yi ziyaret edecek. Yandaki fotoğrafı görünce Kraliçeyi uyarma gereği duyduk. Başörtüsünü Buckhingham Sarayında bırakıp gelsin. Ankara’nın “laik” devlet erkanının asabını bozmasın(Taraf)

Taraf gazetesinin bugünkü nüshasında yayınlanan bu fotoğrafı görünce; Kraliçenin bu şekilde ülkemizi ziyaret ettiğinde başına neler geleceğini düşündüm.

Bu konuda kararı siz değerli okuyuculara bırakmak amacıyla bir test hazırlamaya karar verdim.  Bakalım işi kıvırabilecek miyiz?

Sınav esnasında konuşmak serbest, googleden yardım istemek yasaktır.Lütfen soruları yukardaki resme bakarak cevaplayınız.

Soru 1: Ülkemizi ziyaret için vize başvurusunda bulunan bu şahıs ikametgah adresi olarak Buckingham Palace adresini vermiştir. Bu durumda işlemleri yapan memur hangi tepkiyi verir?

A- Bizim köylü Mehmet var; orada aşçı, onu tanıyor musun?

B- Ne kadar maaş veriyorlar?

C- Kraliçeyi hiç gördün mü?

D- Ben de Topkapı sarayında ikamet ediyorum.


SORU 2-Cumhurbaşkanının Kraliçe onuruna vereceği yemeğe aşağıdakilerden kaçı protesto edip katılmaz?


1-Genel Kurmay Başkanı 2-Yargıtay Başkanı 3-CHP Genel Başkanı

4-YÖK Başkanı 5-YOK Devenin başı

A-1      B-2        C-3         D-4          E-5


SORU 3-Kraliçe bu fotoğrafı göndererek Türk televizyonlarında oynayan bir dizde rol almak, böylelikle Türk halkına bir jest yapmak istemektedir. Aşağıda diziler ve kendisine teklif ettikleri roller bulunmaktadır. Hangi teklif Kraliçe için en uygunudur?
A- Binbirgece-Aşçı

B- Hatırla Sevgili-Bulaşıkçı

C- Var mısın yok musun-Mevlütün annesi

D-Tek Türkiye-Zelelkadın

E- Yaprak Dökümü - Temizlikçi


SORU4-Kraliçe maiyetiyle Galatasaray üniversitesine bir ziyaret yapmak ister.Üniversite yönetimi Kraliçenin içeri girmesi konusunda nasıl davranır?
A-Kraliçe girer,korumalar dışarda bekler.
 

B-Korumalar girer,Kraliçe bekler.

C-Sadece Philip girer.

D-Hiçbiri girmez.

E-Üniversite olayı gerer.


SORU 5-Kraliçenin başörtülü Türkiye ziyaretini kim organize etmiştir?

A-Komple Deniz

B-Komplo Deniz

 

 C-Eski bir Dışişleri Bürokratı

D-MHP Komplo yapmaz

E-Olay tesadüfen gerçekleşmiştir.


SORU 6- Ziyaret sonrası Türkiyede neler yaşanır?
A-Abdurrahman Yalçınkaya ek iddianame hazırlar.

 

B-AKP ek savunma hazırlar.

C-Ali Babacan bavulları hazırlar.

D-CHP davulları hazırlar.


SORU 7-Kraliçe Anıtkabir ziyaretinde elini cebine sokmuştur. Basın bu olay hakkında ne yazar?
A-Çıkart kız elini cebinden!

B-Kanımıza dokundu!

C-Bu şıllığı kim çağırdı!

D-Olayı görmezden gelir .

E-Ne ABD ne AB,tam bağımsız Türkiye


SORU 8-İngiltere Kraliçesi memleketine döner dönmez ne yapar/söyler?
A-Toprağı öper ve; “Evim, evim güzel evim”
 

B-Yahu, Türkiye’de başörtülü olmak ne zormuş!

C-Heriflere vur dedik, öldür anlamışlar!

D- Bir daha Türkiye’ye ziyaret mi? Tööbe !

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Add new tag, Başörtüsü, Güncel, Medya, yaşanmış irtica geyikleri
Etiket :