İkna odaları

by admin

İstanbul Üniversitesi’nin kadın öğretim üyelerinden Prof. Dr. B.E., başörtülü öğrenciler için kurulan ikna odalarında edindiği alışkanlığı kiracısına da uygulamaya kalkışınca davalık oldu. Basından 

Üniversitelerimizin yıllardır bir şey icat etmediğini söyleyenlere gülüyorum. Zira dünya dünya tarihine altın harflerle yazılacak olan “ikna odaları” icadı, bir yarışma yapılsa Hitlerin “gaz odaları” isimli çalışmasından sonra kesinlikle ikinci geleceğine inanıyorum.

İyi hoş, icat ediyoruzda, bu icadın ülkemizle sınırlı kalmasına gönlüm elvermiyor. Ülkemiz öyle doğal kaynakları çok olan bir ülke değil. Öyle aman aman sanayimiz falanda yok. Teknoloji derseniz  sıralamalarda nal topluyoruz. Varsa yoksa bir tekstil ile dünya klasmanında kendimize yer edinmeye, ülkemize döviz kazandırmaya çalışıyoruz.

Ülkemizin bu iç borç-dış borç sarmalından kurtulması için mutlaka bir şeyler yapması lazım.  Ama öyle değerlerimiz varki onlardan haberimiz yok. Geçenlerde yazmıştım “darbeci ihracatı” ile ekonomimize çok büyük katkılarda bulunabiliriz diye. Herkes kendinde olan malı satarak kendine dünyada yer ediniyor.  Biz niçin bunlardan utanalım.  Bugün bu haberi okuyunca bu müthiş icadımızın da dünyadaki totaliter rejimler tarafından sevinçle karşılanacağına kanaat getirdim. 

Öyle vurmayla kırmayla işler olacak gibi görünmüyor. Örneğin İsrail, Filistinlilere karşı bu ikna odalarını kullanarak onları Araplık ve Müslümanlıktan vaz geçirirse dünyadaki en önemli sorun ortadan kalkmış olur. Amerikanın Irak ve Afganistan sorununu yine bu yöntemle kolaylıkla çözeceğini düşünüyorum. Hatta ikna odalarında zencilere, onların aslında beyaz oldukları kabul ettirilebilir. Çin Tibette , Rusya Çeçenistanda, Sırbistan Kosovada silaha başvurmadan ikna yöntemiyle sorunlarını çözebilirler. 

Vel hasıl her derde derman bu icadın dünya sathına yayılması dünyamız açısından bir zaruret olarak görünüyor.

Yalnız buradaki profesör hanımefendi bu işi abartmış ve ikna metodunu kiracısına kullanmak istemiş. Kibarca “eğer sıkmabaşını çıkarmazsan evimden sizi atarım” demiş. Üniversiteli öğrenci değil ki karşısındaki boynunu büküp;”Başka yol görünmüyor, ya okuldan atılacağım ya da başımı açacağım. Madem öyle bende ikna oldum başımı açıyorum”  desin. 

Resimde görülen kişiler kiracılarıymış. “Başka gidecek ev mi yok, bunak kadın” diyerek bu ilim abidesi hanıma karşı nankörce bir tavra girerek dava açmışlar.

Demek ki ikna odalarınında kullanma kılavuzu hazırlanarak hocalara dağıtılması gerekiyor. Yoksa alışmış-kudurmuş atasözünü hatıra getirecek olaylar yaşanıyor.

Kıssadan hisse:
Çağdaş İnsanlara; Resimde başörtülü hanımın kocası çok çağdaş bir görüntü veriyor. Muhtemelen çağdaş profesör, adamın takiyye yaptığını farketmediğinden evini kiraya vermiş. Hanımını başörtülü görünce de çıldırarak -aldatılmışlık duygusundan olsa gerek- ikna metoduna başvurmuş. Bir daha ki sefere daha dikkatli olmak lazımdır.Evi kiraya verirken etraflı bir araştırma yapmak, güvenilen insanlardan referans istemek, hatta daha garantisi kira sözleşmesine ek olarak bir çağdaşlık sözleşmesi ilave edilmelidir.

Başörtülü hanımlar; kocalarınıza sahip çıkın! 
Sakal, olmazsa mutlaka bıyık bırakmalarını sağlayarak bu gibi olayların yaşanmasını engelleyin.

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Güncel, Medya, Toplum, yaşanmış irtica geyikleri
Etiket :

Harran Üniversitesi’nde yapılan bir şenliğe kapıdaki uyarıya rağmen başörtülü öğrenciler girmiş. Haberi buradan okuyabilirsiniz. Okuyucu yorumları ise genelde olumlu. Demek ki yapılan tüm kışkırtma ve çarpıtmalara rağmen insanlar artık inanmıyor veya önemsemiyor.
Haber ilginç. Vatan Gazetesi yine örnek bir gazetecilik çalışmasına imza atmış ve türbanlı kızların üniversitedeki şenliklere nasıl katıldıklarını görüntülemiş. Helal olsun. Türkiye’nin aydınlık (!) geleceğine hizmet eden bu güzide insanlar topluluğu bence ödüllendirilmeli. Sayelerinde ülkemiz irtica belasından kurtulmuş ve gerici pis yobazlar (bu tabirlerle kimi kastettiklerini söylemeyeceğim) meydanın kendilerine kalmayacağını öğrenmiştirler (hiç sanmam ). Bu konuya girmişken hem başörtüsü hem adı geçen gazetenin hakkında iki üç kelam etmek isterim.

Bu ülkede son zamanlarda tırmandırılan irtica veya türban-başörtüsü sorunun farklı boyutları vardır. Mahalle baskısı ya da kutlu doğum gibi. Benim anlamadığım neden baskı yapan hep inanan kesim oluyor. Örneğin içki içen adam benim üzerimde baskı oluşturuyor olamaz mı? Neden namaz kılan adam kılmayan insanların üzerinde baskı oluşturuyor? Peki, kutlu doğum kutlandı diye irticanın hortladığını söyleyenlere ne demeli? Size ne kardeşim. Kimseyi rahatsız etmeden Peygamberimizin (sav) doğum gününü kutluyoruz. Ne yapalım,sarhoş olup onun bunun eşine, kızına mı sarkalım? Savunmalarına bakın: “Bundan bilmem kaç sene önce kutlu doğum diye birşey mi vardı.Yeni yeni şeyler uyduruyorlar”. Vardı efendim. Daha önce belirtmiştim yine söyleyeyim. Peygamberimizin (sav) doğumu, Mevlid Kandili hariç, belli zamanlarda bu topraklarda yüzyıllardır kutlandı. Olmadığını varsayalım. Evet biz icat ettik bunu ve Müslüman olan herkesi bu kutlamaya davet ettik, var mı ötesi?

Çarpıtılan olayların veya meselelerin bize fayda sağlamayacağı ortadayken bazıları hala birşeylerde diretmeye devam ediyor. Yaman çelişkiler neredeyse hayatımızın bir parçası oldu. Adamlar laikliği sorgulanamaz bulurken diğer tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı adındaki kurumun bu devlette ne işe yaradığını ya da neden varolduğunu düşünmüyorlar. Aslında bundan rahatsızdırlar, fakat bunu sorgulamak yerine görmezlikten gelmek işlerine gelir. Bu hadise böyle devam eder gider. En son bir gazeteci eski gazetesinden ayrıldıktan sonra konuştu ve çarpıtmanın,ortalığı karıştırmanın nasıl yapıldığını tarif etti:

Alıntı:Fırtına 30 05

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Başörtüsü, Eğitim, Güncel, Medya, kartel medyası, Üniversite
Etiket :

İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth 37 yıl aradan sonra eşi Prens Philip ile birlikte önümüzdeki hafta yeniden Türkiye’yi ziyaret edecek. Yandaki fotoğrafı görünce Kraliçeyi uyarma gereği duyduk. Başörtüsünü Buckhingham Sarayında bırakıp gelsin. Ankara’nın “laik” devlet erkanının asabını bozmasın(Taraf)

Taraf gazetesinin bugünkü nüshasında yayınlanan bu fotoğrafı görünce; Kraliçenin bu şekilde ülkemizi ziyaret ettiğinde başına neler geleceğini düşündüm.

Bu konuda kararı siz değerli okuyuculara bırakmak amacıyla bir test hazırlamaya karar verdim.  Bakalım işi kıvırabilecek miyiz?

Sınav esnasında konuşmak serbest, googleden yardım istemek yasaktır.Lütfen soruları yukardaki resme bakarak cevaplayınız.

Soru 1: Ülkemizi ziyaret için vize başvurusunda bulunan bu şahıs ikametgah adresi olarak Buckingham Palace adresini vermiştir. Bu durumda işlemleri yapan memur hangi tepkiyi verir?

A- Bizim köylü Mehmet var; orada aşçı, onu tanıyor musun?

B- Ne kadar maaş veriyorlar?

C- Kraliçeyi hiç gördün mü?

D- Ben de Topkapı sarayında ikamet ediyorum.


SORU 2-Cumhurbaşkanının Kraliçe onuruna vereceği yemeğe aşağıdakilerden kaçı protesto edip katılmaz?


1-Genel Kurmay Başkanı 2-Yargıtay Başkanı 3-CHP Genel Başkanı

4-YÖK Başkanı 5-YOK Devenin başı

A-1      B-2        C-3         D-4          E-5


SORU 3-Kraliçe bu fotoğrafı göndererek Türk televizyonlarında oynayan bir dizde rol almak, böylelikle Türk halkına bir jest yapmak istemektedir. Aşağıda diziler ve kendisine teklif ettikleri roller bulunmaktadır. Hangi teklif Kraliçe için en uygunudur?
A- Binbirgece-Aşçı

B- Hatırla Sevgili-Bulaşıkçı

C- Var mısın yok musun-Mevlütün annesi

D-Tek Türkiye-Zelelkadın

E- Yaprak Dökümü - Temizlikçi


SORU4-Kraliçe maiyetiyle Galatasaray üniversitesine bir ziyaret yapmak ister.Üniversite yönetimi Kraliçenin içeri girmesi konusunda nasıl davranır?
A-Kraliçe girer,korumalar dışarda bekler.
 

B-Korumalar girer,Kraliçe bekler.

C-Sadece Philip girer.

D-Hiçbiri girmez.

E-Üniversite olayı gerer.


SORU 5-Kraliçenin başörtülü Türkiye ziyaretini kim organize etmiştir?

A-Komple Deniz

B-Komplo Deniz

 

 C-Eski bir Dışişleri Bürokratı

D-MHP Komplo yapmaz

E-Olay tesadüfen gerçekleşmiştir.


SORU 6- Ziyaret sonrası Türkiyede neler yaşanır?
A-Abdurrahman Yalçınkaya ek iddianame hazırlar.

 

B-AKP ek savunma hazırlar.

C-Ali Babacan bavulları hazırlar.

D-CHP davulları hazırlar.


SORU 7-Kraliçe Anıtkabir ziyaretinde elini cebine sokmuştur. Basın bu olay hakkında ne yazar?
A-Çıkart kız elini cebinden!

B-Kanımıza dokundu!

C-Bu şıllığı kim çağırdı!

D-Olayı görmezden gelir .

E-Ne ABD ne AB,tam bağımsız Türkiye


SORU 8-İngiltere Kraliçesi memleketine döner dönmez ne yapar/söyler?
A-Toprağı öper ve; “Evim, evim güzel evim”
 

B-Yahu, Türkiye’de başörtülü olmak ne zormuş!

C-Heriflere vur dedik, öldür anlamışlar!

D- Bir daha Türkiye’ye ziyaret mi? Tööbe !

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Add new tag, Başörtüsü, Güncel, Medya, yaşanmış irtica geyikleri
Etiket :

İKÖ Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun bugün gazetelere yansıyan bu demecini okuyunca irtica.wordpress’te yayınlanan ilk yazımı hatırladım.Hocamızın bahsettiği rasathane projesi ile bizim irtica kardeşimle hazırladığımız proje tıpa tıp aynıydı.Sitemizin etkisi konusunda yapılan yorumları hep abartılı bulur, mütevazı bir  ’estağfirullah’ ile olayı geçiştirirdik. Neler demediler hakkımızda neler. Hatta wordpressin bizim yüzümüzden kapatıldığını bile söyleyenler oldu. Biz,  mümtaz Türk basınının yalanlarına alışkın ve bu konuda şerbetli olduğumuzdan gülüp geçtik hepsine. Hiçbirine aldırmadan doğru bildiğimiz yolda tek başımıza ilerlemeye devam ettik.

Ama bugün küresel bir projeye nüve oluşturduğumuzu görünce -şahsımız adına değil sitemiz adına - bunu yazmayı zorunlu gördük.

Efendim, bizim projemiz şuydu: Uzaya fırlatacağımız bir uydu ile dünya üzerinde yaşanan tüm irtica olaylarını/yaygaralarını yakından incelemek, bunların irtica derecelerini ölçerek halkımızı haberdar etmek ve halkımıza ‘everything is OK’, ‘Asayiş berkemal, tarassuttayız efendim’ rahatlığını sunabilmekti. Yola çıkarken bu amaçla çıkmıştık. Ne kadarını yaptık, ne kadarını yapamadık bilemeyeceğim; o, siz değerli kardeşlerimizin takdirlerine kalmış. İşte biz bu amaçla uzaya fırlatılan bu uydunun resmini yayınlamıştık. (Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer, azizlerim)

Ekmelettin hocamızın rasathane açıklamasını duyunca bu fikre sebebiyet verdiğimizi düşünmeden edemedik. Demek ki sitemiz en yüce mahfillerde dahi önemle okunuyor ve fikirlerimizden yararlanılıyor. Biz  bu durumu: iyilik yap, denize at; balık bilmezse halık bilir diye yorumluyoruz zaten.

Traşı  kesecek olursak hocamıza bir çift lafımız olacak:

Sayın hocam,

Uydu atıp, uzaydan izlemek ve Genelkurmay başkanımız gibi “Bizim için İslamofobiyi yayanları takip etmek BBG evi izlemek gibidir” açıklaması yapmak varken neden rasathane gibi daha geri bir teknolojiyle iktifa ettiniz?  Bu tevazunuzdan mı kaynaklanıyor, tasarrufçu kişiliğinizden mi yoksa ortaçağ İslam alimlerini bu amaçla yad etme vefanızdan mı kaynaklanıyor ?   

Bu soruma cevap verirseniz sevineceğim.Yoksa Fatih Sultan Mehmet gibi bizim yaptıklarımıza onların hayalleri dahi ulaşamaz diyeceğim.

Bir de rasathane gökteki olayları tespit içindir, ama bu olayların çoğu yerde vuku buluyor. Rasathanede görevlendireceğiniz arkadaşlar yıldız kaymalarından başka bir şey göremeyeceklerdir. Olsa olsa, onlar şair falan olur. Kadroyu oluştururken bu konuya dikkat ediniz.

İkinci mesele:Hocam, bu işin merkezi Türkiye’dir. Türkiye’de İslamofobi midir nedir onu engellerseniz dünyadakini kolaylıkla çözersiniz. Malumdur ki kafirlerin şeytanları küçük olur, “eşeğin büyüğü” burada yani. Zira dünya medyasına islamofobi servisi yapanlar hammaddeyi buradaki gözleri ve kulaklarına hazırlatıyorlar. Yani önce mal buradan Avrupaya ihraç ediliyor , orada Avrupa markası vurulduktan sonra bütün dünyaya servis ediliyor.Kısaca sivrisinekle uğraşmaktansa bataklığı kurutmak lazımdır.  Benim tavsiyem; bu rasathanelerin en büyüğünü buraya kurun. Bize de şöyle ufak yollu bir görev verirseniz en başarılı şubenizin burası olacağını size garanti ederim.

(Çok gizli not:Bu devlet umuru bildiğin gibi değil falan deyip hiçbir şey yapamayacaksanız irtica.com alan adını alıp bize yollayın, ona da razıyım)

Size tarassutlarınızda üstün başarılar dilerim, efendim.

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Add new tag, Güncel, Medya, Prof. İrtica, bizden yansıyanlar
Etiket :

Katar şeyhine

by admin

Sevgili kardeşim,

Duydum ki Türkiyede bir kısım yatırımlarda bulunmak dilermişsin.Medyaya, spora,ticarete,inşaata girmek, paranı buraya yatırmak daha doğrusu batırmak dilermişsin.Yanlış okumadın batırmak dedim. Kimsenin malında parasında gözüm yok çok şükür.

“Kanaat en büyük hazinedir” sözünü düstur edinenlerdeniz.

Ancak Türkiye’de yatırım yapmak isteyenlerin milliyet ve dinleri çok önemlidir. Ülkemiz medya tarafından yönetildiği için (Bkz.Medya kaçıncı kuvvettir tartışmaları)  bu konuda oldukça hassas olmak lazımdır.Memleket ahvaline ait durumlar önce medyaya intikal eder.Medya uygun görürse ilgili makama sevkeder.Gerektiğinde adliyeye,gerektiğinde belediyelere, gerektiğinde hükümete talimat verir. Öyle Başbakanı tanıyorum,Cumhurbaşkanı ahbabım diye ülkeye elini kolunu sallayarak girersen paranı batırırsın. Girdiğine gireceğine pişman olursun(Bkz.Dubai Şeyhi Maktum. Adam geldiğine, geleceğine pişman oldu. Verdiği parasını geri alabilir mi bilemiyorum. Mahkemelerdan canını kurtarıp memleketine dönebilirse ne ala. Bence ufaktan topuklasa ve memleketine karşı kapatma davası açılmadan sessizce tüyse iyi olur.Görürsen iletirsin bu sözlerimi.Unutma, asıl sorun etnik köken ve din konusu. Şimdilerde Liverpool takımına talip olmuş, anlayışlı adammış vesselam).

Ziyarete gelsen gidesiye kadar seni taciz ederler. Çürük yumurta yağmuruna tutulmadan ülkene dönebilirsen ne mutlu.(Bkz.Suudi Kralı,teferruat bila ihtiyaç)

Sen akıllı adamsın, zararın neresinden dönersen kardır.Bu memlekette medya bir bardak pet şişe su alsan “yetişin vatanı Araplara satıyorlar” diye feryadü figan eder.Öyle inandırıcı bağırırlar ki sen bile şaşırır “ne yaptım acaba?” diye etrafına bakınıp durursun.

Duyduğuma göre Beşiktaşa ultra-süper bir stat yapmak niyetindeymişsin.Eğer sen o stadı yapar ve bir gün es kazara o statta maç seyretmeye gelirsen yandığın günün resmidir. Zaten inşaatı yapmana fırsat vermezler. (En basitini söyleyeyim:Çalışanlarına kadar araştırırlar.İşçilerden bir PKK sempatizanı yakalarlarsa gerisini sen düşün.) Stad inşaatına kapatma mührü vurmazlarsa bende gider Anıtkabirde mevlüt okurum. Hem değil sen stad yapmak Türkiye’den uzaya açılan bir asansör yapsan ve o asansöre çıkanlar gidip orada altınlar,zebercetler getirseler.etrafa dağıtsalar bile bu medya sana hayatı zehir eder.
Bunlar bizi Cennete götürse istemiyoruz diye tepinirler. Dediğim gibi sorun sizin etnik köken ve dininizde.

Ama ille de ben Türkiyeye yatırım yapacağım, param batsada, rezil olsamda ben bu işte varım diyorsan, yüksek adrenalin ve tehlikeli hayat tutkunuyum ben diyorsan
“Wel kam to cangıl”  “Ehlen ve sehlen ve merhaben fi Türkiye”

O zaman şu gelecek düsturlar rehberin olsun.Onlara harfiyen uyarsan belki bir ihtimal başarırsın diyorum.

1-Atatürk’le babanın dost olduğunu gösteren fotoğraflar bul.

2-Atatürk’le babanın dostluğuna dair hikayeler bul.

3-Nutuk kitabını Arapçaya çevir. Televizyonlarında 24 saat okut.

4-Atatürkçü Düşünce Derneğinin Katar şubesini aç, hemen  üye ol, hanımını Çağdaş Kadınlara üye yap.

5-Laiklik dinine inancını belirten konuşmalar yap.“Laik olmayan Arap olamaz” de.”Laiklik yolundan geri dönüş olamaz””Katar laiktir, laik kalacak” sözlerinle bütün Katar sokaklarını donat.

Bunlar denenmiş ve başarılı olmuş yollardır. Düne kadar “Mao, Mao” diye miyavlayan, “Lenin, Lenin” diye inleyenlerimiz bu yolu kullanarak fiyakayı düzelttiler.Kominizmi, Sosyalizmi bir türlü Türkiye’de sevdiremeyenler  “Ancak Lenin’le Atatürk’ü barıştırısak başarılı olabiliriz” sonucuna vardılar.

Sende ancak bu yolla başarılı olabilirsin.

Hüda hafiz, Allah emanında.

Çaktırmadan yürü, seni ham yapar bu zilliler.

Tarih : Mayıs 8th, 2008 Yorum : Yorum Yok Kategori : Güncel, Medya, Spor, kartel medyası
Etiket :